Haberler

Kahve Zirvesi 2022 – 5. Oturum (Türk Kahvesi Makineleri)

Kahve Zirvesi’nin 5’inci oturumunun başlığı Türk Kahvesi Makineleri’ydi. Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, Korkmaz Kurumsal ve Perakende Mağ. Koordinatörü Berna Altınay, Fakir Elektrikli Ev Aletleri Dış Tic. A.Ş Perakende Müdürü Cem Gökçetin ve Arçelik Pazarlama Direktörü Mehmet Tüfekçi’nin konuşmacı olarak katıldıkları oturumun moderatörlüğünü Blend 1601 Kurucusu Armağan Portakal üstlendi. Sektör profesyonelleri ve kahveseverlerin ilgi gösterdiği oturumda Türk kahvesi makinelerinin Türk ve dünya pazarındaki yeri konuşuldu, ürünlerin geliştirilmesi ve dünya çapında yaygınlaştırılması için öneriler sunuldu…

 

Moderatör, Blend 1601 Kurucusu Armağan Portakal:

“Her şey bir elektrikli cezve ile başladı”

Kahve, keşfedildiği ilk günden itibaren dinsel, siyasi ve ekonomik ve cinsiyetçi pek çok yasaklamalara rağmen dünyayı dolaşmış, herkese ulaşmış ve gönlümüzün dostu olmuş çok değerli bir küçük çekirdek. Türk kahvesi makineleri 2003 yılında ilk elektrikli cezve ile başlayan müthiş bir serüven, bir devrim niteliğinde… UNESCO Dünya Kültürü listemizde var olan çok geleneksel bir ürünümüzü dünyaya yayan bir yatırım hamlesi makineler. Sektördeki tüm üretici markaların bu geleneksel ürünümüzün dünyaya yayılmasında önemli katkıları var. Aynı zamanda ülke olarak hepimizin gururu oldular.

************************************

Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı:

“Teknoloji ile kültürü birleştirmemiz gerekiyor”

Araştırmalar gösteriyor ki Türk lokumu ve Türk kahvesi tüm dünya tarafından tanınıyor. Osmanlı topraklarından dünyaya yayılmış olan yaklaşık 700 milyon nüfusun tamamı da Türk kahvesinden haberdar. Peki Türk kahvesi bu kadar biliniyorken neden diğer dünyaca ünlü kahvelerin yanında değil? Çünkü kahve kültürümüzü teknolojiyle birleştirmekte çok geç kaldık. 1890 yılında ilk “kettle” su ısıtıcıs, 1920’de filtre kahve makineleri yapıldı. Türk kahvesi ise teknolojiyle 2000’li yıllarda buluştu. Şu anda yaklaşık 21-22 markada Türk kahvesi makinesi var ve biz arkadan oyuna girdik. Teknoloji ile günlük hayatın içerisinde türk kahvesini yapılabilir, ulaşılabilir bir hale dönüştürdükten sonra hikaye çok değişti.

Dünyada yaklaşık 60 milyon adet ev tipi kahve makinesi (filtre kahve, espresso, Türk kahvesi ve diğerleri) satılıyor. Bu pazarın sadece yüzde 10’u Türk kahvesi makinelerine ait, yani 6 milyon adetlerdeyiz. Bunu geliştirmemiz lazım. Türk Kahvesi Araştırmaları Derneği’nin katkılarıyla, Yunanistan ve biraz da İtalya’nın itirazlarına rağmen Türk kahvesi Türkiye’nin mirası olarak tescillendi. Teknolojiyle kültürü birleştirdik, ileriye doğru gittik ve daha gidecek çok yolumuz var.

Bugün uluslar arası zincirler menülerine Türk kahvesine almaya başladılar. Her zaman şunu söylerim, ne olursa olsun yurt dışına gittiğinizde Türk kahvesi isteyin. Menüde görmeseniz de o menüye o kahve girecek. Bu hepimizin görevi.

Hangi ülkelerden talep var?

Öncelikle Osmanlı coğrafyasından dünyaya yayılmış insanlar Türk kahvesini tanıyor. Avrupa’da başta Almanya –çünkü orada 6 milyon Türk yaşıyor-, Ortadoğu’nun hemen hemen tamamı –Dubai, Suudi Arabistan merkezli bölge tamamen içiyor-, Kuzey Afrika (Mısır ve civarı), ve Balkanlar. ABD’de ise azınlık nüfüsün tercihinden dolayı orada da ciddi bir talep söz konusu. Özetle Türkiye’yi merkeze koyup, 3 saatlik uçuş mesafesindeki ülkelerin Türk kahvesine gayet hakim olduğunu söyleyebiliriz. Çok enterasan bir yer söyleyeyim: Melbourne. Bizim Türk kahvesi makinesinin taklidini yaptılar. Melborne de 600 bin Yunanlı yaşıyormuş. İbrik adıyla bizim ürünün taklidini çıkartmışlar. Tabii Avustralya’da taklidimizin olabileceği hiç aklıma gelmezdi.

Türk kahvesi ve makineleri çeşitlenmeli

Uluslar arası arenada bizim Türk kahvesi olarak neye ihtiyacımız var? Öncelikle menülerde yer alan Türk kahvesinin çeşitlerini artırmamız lazım. Dublesi, sakızlısı, yandan çarklısı var…

Dünya kahve pazarında bu kadar büyük oyuncular var. Çekirdekçiler bu pazarın yüzde 20’sini alıyor, geriye kalan yüzde 80 işin hizmet tarafında. Bizim biraz daha yeni teknolojilere ve gelişmelere odaklanıp makine çeşitlerini artırmamız lazım, her bütçeye göre farklı modeller üretilebilir. Ayrıca bahsettiğim farklı Türk kahvesi çeşitlerini hazırlayabilecek makineler üzerinde çalışmak lazım. Teknoloji ile kültürü birleştirebilmek gerekiyor. Önümüz çok açık ve hepimiz bunu başarabilecek durumdayız.

************************************

Arçelik Pazarlama Direktörü Mehmet Tüfekçi:

“Gençlerle birlikte gidecek çok yolumuz var”

2004 yılında Telve adıyla ilk elektronik kahve makinesini Arçelik yaptı. Çamaşır makinesinde otomatik dozajlamayı çalışan ARGE ekibinin, evde bir kahve belgeselini seyrederken neden bunu kahve makinesinde yapmayalım diye farklı düşünmesiyle tetiklenen ve 1990’ların sonunda başlayan bir hikaye… Birçok farklı prototip çalışılıyor, üzerinde farklı patentler deneniyor. Tabii Türk kahvesini yapmak bir meziyet gerektiriyor. Köpüğü, kıvamı, taşmaması, kahvenin yanmaması… Laboratuvar ortamında yaklaşık 4-5 yıl çalıştıktan sonra ve Arçelik Telve hayatımıza giriyor. Her fincanda aynı lezzet, aynı köpük, aynı kıvamı sağlayan bir ürünle tanışmış olduk.

20 yıl önce bir kategori doğurduk, Türk Kahve Makinesi kategorisi Türkiye’de doğdu. Hayatı kolaylaştıran bu teknoloji çabuk sahiplenildi, HORECA sektöründeki iş birlikleri de büyüdü. Aslında bu bir takım oyunu: İyi kahve, iyi kahve makinesi, iyi kahve zincirleri…

Diğer kahve makineleri ile kıyaslandığında görüyoruz ki halen Türk kahvesi makineleri çok önde. Özellikle pandemi döneminde bu ilgi çok daha arttı. Ama hala gerek Türkiye’de gerek dünyada gençlerle birlikte daha gidecek çok yolumuz var. Çünkü gençler çok daha fazla yurt dışına gitmeye odaklı, bunun da bize bir avantajı olacağını düşünüyorum.

Farklı lezzetler için kapsüllü Türk kahvesi makinesi

Kapsüllü Türk kahvesi makinesini 2015 yılında pazara sunduk. Dünya genelinde kapsülün yıllık kullanım adedi 1 yılda 10 milyarın üzerinde. Nüfusa böldüğünüzde neredeyse herkes ortalama yılda bir kez kapsül kullanıyor. Tüketimi bu kadar fazla. Tanesine 1 dolar deseniz, 10 milyar dolarlık bir rakam çıkıyor ortaya. Ve tek kullanımlık, kullanıp atıyorsunuz. Kapsüllü kahve makinelerinin kullanım açısından şöyle avantajları var; örneğin Arçelik’in Türk kahvesi makinesinde kakuleli, damla sakızlı, çikolatalı Türk kahvesi yapma seçenekleri bulunuyor. Bu da farklı tüketiciye farklı lezzet deneyimleri yaşatıyor. Ama şu anda Türkiye pazarında hala küçük bir yere sahip.

Çevreye ve doğaya saygı

Kahve makinelerimiz ve diğer ürünlerimizde sürdürülebilirlik konusuna baş koyduk. Karbon salınımını sıfıra indirmek, geri dönüştürülmüş malzeme oranını en az yüzde 50’ye çekmek hedeflerimiz arasında. Atık balık ağları çok büyük bir çevre sorunu. Sadece 2021’de 9 ton atık balık ağını geri dönüşüm tesislerimizde işleyip ürünlerimizde kullandık. 231 ton endüstriyel atığı ve 50 milyondan fazla pet şişeyi geri dönüştürerek yine ürünlerimizde kullandık. Eskişehir ve Bolu’da Avrupa Standartlarına uygun iki adet geri dönüşüm tesisimiz var.

 

***********************************

Fakir Elektrikli Ev Aletleri Dış Tic. A.Ş Perakende Müdürü Cem Gökçetin:

“Türk kahvesini endüstriyel pazara taşıyacak makineler üretilmeli”

Türk kahvesinin, o küçük çekirdeğin cezveden fincana hatta şimdi makineden fincana geçişindeki hikaye ile kahve makinesi tasarlayalım dediğimizde ilk önce bizi Türk kahvesi kültürüne değinmeye itti. Bu büyük ve uzun bir yolculuk. Kahvenin bir reçetesi var kuşkusuz. Gramajı, suyun durumu, ısısı… Kahve makinelerinde bir kalibrasyon olması gerekiyor. Kahve makinesi üretmek amacıyla işin içine girdiğimizde en iyi kahveyi, en iyi şekilde pişirebilmek için işin içinde bir duyarlılık olması gerektiğini düşündük ve ‘sizi anlayan teknoloji’ mottosuyla luminasense teknolojisi üzerinden ilerledik. Kahvenin içerisine porsiyonladığınız miktarı makinenin anlayarak ısı vermesini, fazla ısıyla yakmamasını, az ısıyla çiğ bırakmamasını hedefledik. Bu bizim için çok büyük bir serüven oldu.

Kahve makinesini geliştirmek için şu anda IOT teknolojilerini kullanıyoruz ve yerinizden kalkmadan Türk kahvesini konuğunuza ikram edebileceğiniz şekilde pişmesini sağlayacak bir teknolojiyle ilerletiyoruz işin gelecekteki boyutunu. Hata oranı en düşük teknolojileri inceliyoruz.

Özellikle iş dünyasında yer alan Y kuşağının daha çok ev dışında kahve tükettiğini göz önüne alarak, Türk kahvesini endüstriyel pazara da taşıyacak makinelerin de üretilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kendi suyunu alabilen, tek seferde 8-16-32 fincan kahveyi aynı kalibrede hazırlayacak makineler üzerinde çalışıyoruz.

Global marka olmak tabii ki büyük avantaj. 2109 yılında İtalyan markası Delonghi grubun Türkiye’deki distribütörlüğünü de yürütüyoruz. Dolayısı ile kahveyle ilgili kitaplığımıza çok şey ekledik. Hepsinden çalışıp Türk kahvesi tarafına bu deneyimlerimizi aktarmaya çalışıyoruz.

Sürdürülebilirlik konusu gündemimizde

Piyasaya kazandırdığımız kahve makineleri mutlaka bir deneyim sunuyor. Tüketici marka ile ilgili ciddi bir deneyim yaşıyor. Asıl markayı onların gündemine yerleştiren unsur lezzet, sonra da deneyim. Ama asıl önemlisi insan ömrü ve gezegenin ömrü. Sadece makine üretelim ve buradan bir Pazar payı alalım düşüncesinde değiliz. Sürdürülebilirlik anlamında globalde oluşan hareketleri takip edip bunları ülkemize taşıyabilir miyiz, bu konuda neler yapabiliriz diye ciddi çalışmalar yürütüyoruz.

****************************************

Korkmaz Kurumsal ve Perakende Mağ. Koordinatörü Berna Altınay:

“Sektörün gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyoruz”

Korkmaz olarak, ilk kez 2000’li yıllarda bir çelik cezve üretmiştik. Hatta birkaç farklı modelini piyasaya sunmuş ve tüketicilerimizden müthiş geri bildirimler almıştık. Öncesinde ocak üstünde cezvelerle kahve yaparken çelikten yapılmış elektrikli bir ürün tüketicilere hızlı ve köpüklü bir kahve yapma imkanı sundu. Türk kahvesi makinesi pazarını büyütebilmek için öncelikle yurt içinde tüm mağazalarımızda kahve pişirme alanlarımızda tüketicinin ürünlerimizi deneyimlemesini sağlıyoruz. Sunum ve ikramlarda çok ince porselenler kullanıyor, kahvenin eşlikçisi olan tüm servis ürünlerini de mağazalarımızda bulunduruyoruz.

2019 yılında Kahvekolik serisinin tüm ürünleriyle Dizayn Turkey’de üç kategoride ödül aldık. Biz de Korkmaz olarak sektörün gelişmesine katkıda bulunmaya çalışıyoruz.

Geri dönüşüm konusunda neler yapılıyor?

Türk kahvesi makineleri çok hızlı büyüyen, gelişen bir alan. Tüketici genellikle eskiyen ya da kullanmadığı makineleri atmaya kıyamıyor, biriktirmeyi tercih ediyor. Biz Korkmaz olarak eski ürünlerimizin büyük çoğunluğunu servislerimizden geri topluyoruz. Yani kullanım ömrünü tamamlamış ürünler yetkili servislerimize geldiğinde, eski ürünlerini bırakmaları karşılığında yeni ürünlerde farklı avantajlardan yararlanabileceklerini belirtiyoruz. Üretim tesislerimizde toplanan türk kahvesi makineleri ve diğer küçük ev aletlerimiz üretimde birleştirildikleri gibi ayrıştırılıyor ve hammadde ve yan sanayici partnerlerimize iade ediliyor.

 

YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=8pX728o6z5U