Kahve Zirvesi’nin ilgi gören oturumlarından biri de Kahve ve Sürdürülebilirlik konusuydu. B/S/H Türkiye CEO’su Gökhan Sığın, Nescafe CEO’su H. Necdet Kalkan ve Bonna Genel Müdürü Erbil Aşkan’ın konuşmacı olarak katıldığı oturumun moderatörlüğünü gazeteci, yazar Banu Tuna yaptı. Kahvede sürdürülebilirliğin tüm yönleriyle ele alındığı oturumda sorunlar ve çözüm önerileri konuşuldu…
BSH Türkiye CEO’su Gökhan Sığın:
“Sürürülebilir ve yenilikçi teknolojiye odaklandık”
Bireyler hayatlarını devam ettirirken pek çok şeyin çözümünü bulamayabiliyorlar. Siz 150 km içerisinde tüm ihtiyaçlarınızı gidermeye çalışıyorsunuz ama kahve ve pek çok ürün dışarıdan gelmek zorunda. Oysa burada en büyük soumluluk kurumlara, organizasyonlara, yasa yapanlara ve yasaları uygulayanlara düşüyor. BSH başından beri bu işin içinde. Çünkü biz yaşam standartlarını iyileştirmeyi hedef edinmiş, insanların yaşam kalitesini artırmaya çalışan bir şirketiz. Böyle bir hedef koyunca da tabii ki soluduğumuz oksijeni de düşünüyoruz, ürettiğimiz bir ürün tüketicinin önüne gelene kadarki yol haritasında sarf ettiği doğal kaynakları da düşünüyoruz.
Karbon nötr olmak en büyük hedef aslında. Ne kadar karbon ürettiğiniz kadar atmosferden ne kadar karbon yakalattığınız da önemli. Çünkü ancak bu şekilde ayak izinizin dünyada negatif bir etki bırakmamasını sağlamış oluyorsunuz. Dolayısı ile bu çok büyük bir hedef.
Ürünlerimizi her zaman enerji verimli yapmaya çalıştık. Çünkü biliyoruz ki hane halkının en büyük enerji tüketimi elektrikli ev aletlerinden geliyor. Biz de dedik ki, eğer bu ürünleri ve üretimi daha enerji verimli bir hale getirirsek dünyayı daha verimli bir yer yapacağız.
Hakça ve adil bir ticaret ortamı olmalı
Sürdürülebilir elbette sadece çevre boyutlu değil. Sosyal boyutu ve refah boyutu da var. Refah boyutu da varlığın eşit veya daha dengeli şekilde paylaşılması. Kahveye veya diğer zirai ürünleri yansıması da buradan başlıyor. Kahvede, üretimden tüketime gelene kadar çok uzun bir süreç söz konusu. Teorik olarak çok düşük karbon salınımlarıyla bu süreç yönetilebilir ama elbette bizim için önemli olan bu sürecin ekonomik tarafının da dengeli olması. Yani olağanüstü koşulların bir tarafın fazla lehine ya da diğer tarafın fazla aleyhine oluşmaması. Biz Türkiye’de ticaretin sürdürülebilirliğini hedefliyoruz. Dolayısı ile iş planlarımızı yaparken sadece atmosfere saldığımız karbon miktarlarını değil yaptığımız işlerin Türkiye’deki ticari düzeni ne kadar sürdürebileceğine de dikkat ediyoruz. Örneğin bir günün maksimum kârları diğer günün minimum kârları haline geliyorsa bu bizim için sürdürülebilir bir ortam değil. Yani daha hakça daha adil bir ticaret ortamı olmalı ki toplumda refah da dengeli paylaşılsın.
Enerji ve su tasarrufu önemli
Üretim süreçlerimizin enerji verimliliğini artırmak, enerji kullanımını/tüketimini azaltmak ve enerji tüketiminden kaynaklanan karbon emisyonlarını azaltmak/önlemek için fabrikalarımızda çalışıyoruz. Özellikle de tedarik zinciri ve satın alınan ürünlerimizin kullanımı dâhil olmak üzere üretim yaşam döngüsünün tamamında CO2 salımlarını azaltıyoruz. Karbon salımlarını 2030’a kadar yüzde 15 oranında azaltmayı hedefliyoruz.
2021 yılında BSH’nin gerçekleştirdiği küresel araştırmalara göre; tüketiciler, rahatlıktan ödün vermeksizin sürdürülebilir bir yaşam tarzı yürütmeye her geçen gün daha fazla önem veriyor. Ev aleti seçiminde ise uzun ömürlü kullanım, düşük enerji/su tüketimi ve sürdürülebilir malzeme kullanımı ön plana çıkıyor.
Home Connect uygulaması sayesinde ne kadar enerji ve su tükettiğini öğrenen kullanıcı, hem tüketimini kontrol altına alıyor hem de kendi CO2 ayak izlerini azaltıyor. Siemens Ev Aletleri sürdürülebilir ve yenilikçi teknolojiyi odağına alan bir marka. Farklı ürün alternatifleriyle tüm tüketicilere eşsiz kahve deneyimi sunabilen güçlü bir ürün portföyüne sahibiz.
*************************************
Bonna Genel Müdürü Erbil Aşkan:
“Sürdürülebilir üretim toprağa ve insana aldığından fazlasını verir”
Doğal kaynak tüketen bir sektördeyiz. Bu sebeple özellikle gelecek nesillerin ihtiyaçlarını da düşünerek hareket etmek zorundayız. Bugün de, gelecekte de tüm iş süreçlerimizi dünyadaki karbon ayak izini azaltarak, daha sürdürülebilir bir üretim döngüsüne doğru geçiş doğrultusunda planlıyoruz. Bu doğrultuda çevremize ve topluma karşı sorumlu üretim standartları geliştirerek, üretim döngümüz boyunca uygulamaya özen gösteriyoruz. Bu standartlar kapsamında tüm birimlerde doğalgaz ve elektrik kullanımında sürekli tasarruf hedefliyor ve performans çıtamızı her geçen gün artırıyoruz. Atık yönetimine değer veriyor ve tedarik zinciri yönetiminde döngüselliği sağlıyoruz.
Makinalarımızda yaptığımız düzenlemelerle yüdde 80 oranında elektrik tasarrufu elde ediyor, atık suyun yüzde 80’ini geri dönüştürülerek üretimde tekrar kullanılıyoruz. Geleneksel porselene göre yüzde 30 daha az enerji tüketiyoruz. Ürünlerimizin paketlenmesinde kullanılan ambalaj malzemelerimizi dahi, geri dönüştürülmüş malzemeden üretiyoruz. Kenar çıtlama garantisi ile ürünlerimizin kullanım ömrünü uzatarak, HoReCa sektöründe %40 olan ürün zaiyatını yüzde 6-7’lere kadar indirdik. Bu sayede doğal kaynak tüketen bir sektörün tüketimini aşağıya çekmeyi başardık.
Geri dönüştürülebilir ürünler kullanılmalı
Kahvenin üretilmesinden ısıtılan suya, makinelerin tükettiği elektrikten kullanılan bardağa… Sürdürülebilirliğe bir bütün olarak bakmak lazım. Bu anlamda tek tek bireyler ve kurumlar olarak hepimizin üzerine büyük sorumluluklar düşüyor. Dünyada 500 milyar kâğıt bardak, 50 milyar kadar da plastik kapak tüketiliyor. Kâğıt bardaklar, içerisindeki plastik kaplamadan dolayı yüzde 99 oranında geri dönüştürülemiyor ve atık haline geliyor. Yapabileceğimiz basit adımlarla bu tüketimi dünyamız adına olumlu hale getirebiliriz. Porselen ve geri dönüştürülebilir ürünler kullanmak ve doğal kaynaklara gözümüz gibi bakmak gibi…
WWF-Türkiye iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Prints by Bonna koleksiyonumuz ile temel amacımız, geri dönüştürülmüş materyal kullanımıyla dünyadaki karbon ayak izimizi minimuma indirgemek ve yaşamı tehlike altında olan türlerin dünyada her geçen gün azalan izlerine dikkat çekmekti. Bu sebeple koleksiyonumuzu, doğal yaşam alanları daraldığı için sayıları günden güne azalan ‘Alageyik, Turna, Su Aygırı, Siyah Gergedan ve Mavi Balina’ türlerinin ayak veya kuyruk izlerinden tasarladık. Prints ile hedefimiz tüketicinin farkındalığını düzenli olarak sürdürebilir kılmak, her anlamda doğa dostu sofralar yaratmak ve sektördeki paydaşlarımıza da ilham olabilmek. İnanıyor ve biliyoruz ki sürdürülebilir üretim, toprağa ve insana aldığından fazlasını verir. Ve sürdürülebilir yaklaşımla, gezegenimizin kaynaklarını israf etmeden üretmek mümkün.
***********************************
Nescafe CEO’su H. Necdet Kalkan
“Kahvenin hayatımızda olmasını istiyorsak sorumluluk almalıyız”
Kahveye yön veren ve kahvenin ana oyuncularından biri Nescafe olarak biz de, 80 yıldır her kahve fincanını saygıyla dolması için ciddi mücadele veriyoruz. Bu doğrultuda ilk olarak 2010 yılında Meksika’da bir Nescafe planı hayata geçirdik ve ekim ayı itibariyle de Nescafe 2030 planını devreye sokacağız.
Bugün hem kahve üretimi hem kahve üretilen alanlar risk altında hem de kahveden geçimini sağlayanların gelecek nesillere ulaşması da risk altında. Bizim ana amacımız kahve dünyasının rejeneratif tarım dediğimiz tarım biçimine geçirtmek. Kuraklıklar, yangınlar, tüm bu iklim değişiklikleri aslında kahvenin üretimine zarar veriyor. Kahve daha az üretiliyor ya da üretilen alanlardaki verimlilik düşüyor. Eğer bu konuda bir hamle yapılmazsa kahvenin 70-80 yıllık ömrü var. Biz bu aşamada tarım alanlarını verimlileştirmeyi ana hedef olarak görüyoruz. Bu konudaki önceliğimiz de çiftçilerimizi eğitmek, onlara bir alandan nasıl maksimum verimi alacaklarını anlatmak. Yani özetle çiftçilerimizin eğitilmesi sağlanacak, tarım alanlarının maksimum verimliliğe ulaşması için gereken yatırım yapılacak ve en kaliteli bitkiler çiftçilerimize verilecek.
125 milyon kişi kahveden geçiniyor
2011’den 2020’ye kadar yaklaşık 1 milyon çiftçiye eğitim verdik, 250 bin çiftçiye finansal destek sağladık ve 250 milyon fideyi onlara dağıttık.
Dünyada 125 milyon kişi geçimini kahveden sağlıyor. Dolayısı ile konuştuğumuz konu sadece muhteşem içeceğimiz kahvenin bizimle 80 yıldan fazla beraber olması değil bu 125 milyon kişinin yaşamı da söz konusu. Dolayısı ile biz Nescafe olarak olaya daha geniş bir perspektiften bakıyoruz. Ve tüm bu çabalar sonucunda kahvenin daha uzun yıllar bizimle beraber olacağını da görüyoruz.
Tüm bu çalışmalar haricinde tüm fabrikalarımızda emisyon hacmini minimuma indirmek ana konumuz. 2010’dan 2020’ye geldiğimizde toplam kullandığımız emisyonun yüzde 50’sini azalttık ama daha gideceğimiz yol var, bunun için de 2030 planını devreye sokmayı hedefliyoruz.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok ciddi bir kahve trendi var. Kahve tüketiminde çok ciddi bir artış gözlemliyoruz. Bunu kahvenin tüm segmentlerinde görüyoruz. Çünkü kahve artık sadece bir içecek olmaktan çıktı, bir yaşayış şekli olmaya başladı.
Çiftçilere finansal destek
Kahve iklimsel değişimlere çok hassas bir ürün. Örneğin 2021’de 30-40 yılda bir olacak bir olay oldu ve Brezilya’ya kar yağdı. Bir günde rekoltenin yarısı gitti. Bu olay tüm dünyada kahve fiyatlarının döviz bazlı yüzde 50 artmasına sebep oldu. İklim krizi sonucunda tüm bu ekstrem hava olaylarının gelecek yıllarda daha fazla olacağını biliyoruz. Dolayısı ile bu konuda bizim çok daha hızlı aksiyon almamız gerekiyor. Ekim ayından itibaren devreye koyacağımız 2030 planıyla, Nescafe olarak gelecek 8 yılda 1 milyar İsviçre frangından daha fazla bir bütçe koyduk. Böylece hem çiftçilerimize finansal destek sağlamış hem de verimliliğin artmasına katkıda bulunmuş olacağız. Biz bu konudaki sorumluluğumuzu biliyoruz. Eğer kahvenin hayatımızda olmasını istiyorsak bu sorumluluğu almamız gerekiyor. Herkesin bu konuda farkındalığını artırmalıyız.
************************************
Gazeteci, yazar Banu Tuna:
“İçtiğimiz bir fincan kahvedeki karbon emisyonunu düşürebiliriz”
“Dünyada kahve petrolden sonra en çok ticareti yapılan ürün ve çok kısıtlı bir coğrafyada yetişiyor. Kahvenin yetiştirilme ve tüketilme sürecinin çevre üzerinde etkisi var. İklim krizi de kahvenin varlığını sürdürebilmesinde olmusuz bir etkiye sahip. 1 fincan kahve için aşağı yukarı 18 gram yeşil kahve gerekiyor. 1 fincan kahve yaklaşık 8.21 ile 8.28 kg karbon emisyonu üretiyor. Kahvede kullandığımız su, suyu kaynatmak için kullandığımız elektrik, içi plastikle kaplı kağıt bardaklar… Tüm bunların kahve tüketiminin ortaya çıkardığı karbon emisyonunun üzerinde etkisi var. Sürdürülebilir kahve tüketimi için üzerimize düşeni yaptığımızda 1 fincan kahvedeki karbon emisyonu miktarını 0,06’ya kadar düşürmemiz mümkün.”
YouTube: https://www.youtube.com/watch?v=1bYV4fTi2KQ
