Güncel Haberler

KAHVE VE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

İklim değişikliği haklı sebeplerle şimdi her zamankinden daha çok gündemde. Biz de bugün çok sevdiğimiz kahveye olan etkilerini, nasıl bir geleceğin bizi beklediğini ve neler yapabileceğimize değindik gelin önce hep birlikte kahve ve dünyadaki önemine biraz bakalım.

Kahve dünyanın en çok tüketilen ikinci içeceği, insanlığın ne zaman içmeye başladığına dair elimizde kesin bir bilgi yok fakat anekdotlar ve efsaneler 9. Yüzyıla kadar uzanıyor. Arap’ların Afrika’da keşfedebilmiş olacağı düşünülüyor. Afrika’yı Arap Yarımadası’na bağlayan Karadeniz üzerinden İpek Yolu’nda ticarete getirmiş olabilirler.

Kahvenin sınıflandırılmasında her ne kadar 130 tür ve 7 türler arası takson olsa da, küresel kahve ticareti iki türe bağlı: Arabica ki kahve ticaretinin 60%’ını oluşturuyor ve Robusta o da kalan %40’ını oluşturuyor.

Dünya istatiklerine göre, dünyadaki ortalama kahve üretimi 10 milyon tonu aştı ve toplam hasat edilen alan 11 milyon hektar. Tüm dünyanın üretiminin 55.5%’ten daha fazla bir oranını Amerika kıtası üretiyor, onu da %31.9 ‘luk bir oranla Asya kıtası takip ediyor. Kahve üretiminde en üstte olan ülkeler; Brezilya, Vietnam, Endonezya, Kolombiya vs. Yine de kahve üretimi konusunda 70’ten fazla ülke değerli üreticiler konumunda.

 

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUŞTURDUĞU SORUNLAR

Tarihi ve güçlü bir ticari etken olmasının yanı sıra, kahve üretimi büyük sorunlarla karşı karşıya ve oldukça kırılgan bir konumda. İklim değişikliği en zorlayıcı sorun olarak karşımızda ve 2050’ye kadar kahve üretimine uygun arazilerin azalacağı ve dünya çapında verimin ortadan kalkacağı öngörülüyor. Potansiyel riskleri önleyebilmek için ise zamanında ve efektif tarımsal değişimler yapılması gerekiyor.

Tüm tarımsal ekosistemler gibi, iklim değişikliğinin kahve üretimi üzerindeki sonuçları; toprak, su, mahsul ve besin değerleriyle alakalı diğer riskleri ortaya çıkarıyor. Bunlar; kuraklık, tuz miktarı artışı, biyo-çeşitliliğin azalması, elverişliliğin ortadan kaybolması, çekirdek türlerine ulaşımda değişim, organik ve inorganik stresörlere karşı direnç ve benzeri. Fakat sürdürülebilir kahve üretim sistemleri çeşitli ekolojik servisler sunabilir; toprak verimliliği, biyo-çeşitlilik ve karbon ayırma gibi ayrıca hastalıkları ve zararlı böcekleri de düzenlemeye yardımcı olacaktır. Toprak sağlığının bozulması, biyo-çeşitliliğin korunamaması ve çevre kirliliği gibi çevresel sıkıntılar ekosistemin düzgün çalışmasına karşı olan büyük tehlikeler.

Sadece doğa ve çevreye zarar vermekle kalmıyor aynı zamanda kahve üreten çiftçilerin gelirini özellikle de kahve üretimi ile geçinen ülkelerin ekonomisini büyük bir tehlikeye atıyor.

 

PEKİ NE YAPILABİLİR?

Sürdürülebilir bir gelişime ve iklime dayanıklılık hedeflerine ulaşmak için ekosistem hizmetlerinin önemi göze alındığında, kısa-orta düzeyli planlamaların yanı sıra uzun vadede planlar yapılmalı. Bunun için en önemlisi kahve kültürünün ekosistem üzerinde oluşturduğu etkileri analiz edip ekosisteme uygun hale getirmek üzere bilimsel araştırmalara yatırım yapmak.

Buna ek olarak gelecekte iklim değişikliğinin kahve üretimine olan etkilerini kestirip ona göre hareket etmek önemli bir nokta.  Hissedarların da dünya çapındaki kahve sistemlerinin dayanıklılığı ve sürdürülebilirliği adına bunları önceliklendiren aksiyonlar almaları gerekir. Özellikle hedef yatırımlar için bunun öneminden haberdar olmalılar.

SONUÇ

İklim ve mevsimler kahvenin yetiştirilmesinde devasa bir role sahip. Bu yüzden bireysel olarak da çevremizde daha duyarlı olmalı karbon ayak izini azaltacak yönlerde adım atmalı ve gezegenimize sahip çıkmalıyız.