Haberler

DÜNDEN BUGÜNE ANADOLU KÜLTÜRÜNDE KAHVE

Yazı: Atilla Narin

 

UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Göbeklitepe, insanlığın başlangıç noktası olarak kabul ediliyor. Birbiri üzerine yığılı kültürlerin günümüze kadar ulaşan belgeleriyle 10 bin yıldan fazladır varolan Anadolu coğrafyası, dünyanın en önemli uygarlıkların yurt olmuştur. Bu coğrafyanın her yöresi, dünden bugüne gelen otantik ve ritüel kültürleri içinde barındırır. Anadolu halklarının dilden dile, nesilde nesillere aktardığı en güzel kültürlerden biri de kahvedir. Kahve, arkeolojik kazılardan mezar taşlarına, şiirlerden şarkı sözlerine kadar Anadolu’nun geçmişten günümüze tüm medeniyetlerinde ve folklorik kültürlerinde yerini her zaman almıştır.

 

ANADOLU’NUN ANTİK UYGARLIKLARINDA KAHVE

Toplumsal yaşamımızın en önemli içeceklerinden bir olan kahve, Anadolu’nun antik uygarlıklarımızda karşımıza çıkar. Yapılan arkeolojik kazılarda çeşitli kültürlere ait olan mezar taşlarına işlenen kahve ve benzeri şekillere rastlanır. Bugün Çorum ili sınırları içinde kalan, tarihte Hititlilerin başkenti olan Boğazköy (Hattusa) bölgesinde, Hitit toplumun bir parçası olan Luvi hiyerogliflerinde, kahve tanesine benzeyen figürler bulunur. Ayrıca 1985 yılında İzmir’in Menemen ilçe merkezine bağlı Panaztepe nekropol kazılarında da ortaya çıkan ve M.Ö. 2000’li yıllara ait olduğu düşünülen fincan, bugün İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

Kahve, Anadolu’nun antik uygarlıklarından süregelen bir kültürdür. Anadolu kültüründe mezar taşlarına yapılan işlemelerin çok büyük önemi vardır. Örneğin Kayseri Tomarza ilçesi Pusatlı köyü mezarlığında, bazı mezar taşları üzerinde rahle üstünde kitap, kahve kavurma tavası, tepsi üzerinde yedi fincan, biri büyük biri küçük kahve ibriği, kahve dibeği ve tokmağı gibi işlemeler yer alır. Bu da bu mezarları yapılan kişilerin kahveye ne kadar önem verdiğinin bir göstergesidir.

 

 

EDEBİ METİNLERDE KAHVE

Yapılan araştırmalarda görülüyorki kahve, Anadolu’nun binlerce yıldır medeniyet doğuran bereketli topraklarından dünyaya yayılmıştır. Özellikle bize ait olan ve Unesco Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Türk kahvesi, içimi dışında atasözlerinden edebi eserlere kadar tüm sözlü ve yazılı kültürde de yerini alır. Hacı Bektaş-ı Veli’den Karacaoğlan’a, Aşık Veysel’den Mahsuni Şerif’e kadar birçok ozan ve şairin şiirlerinden türkülerine konu olmuştur:

 

İllerde konup göçerler,

Lale sümbül biçerler,

Ağalar beyler içerler,

Kahve de kara değil mi?

Karacaoğlan

 

 

 

 

Bin senelik saygı sana yetmiz mi?

Bir kahvenin hatırı var efendi.

Ateş olan yerde duman tütmez mi?

Bunu sağır sultan duyar efendi.

Aşık Mahsuni Şerif

 

 

Kayfeyi kavuranlar,

Dumanın savuranlar,

Cennet yüzü görmesinde,

Seveni ayıranlar.

Neşet Ertaş

 

 

Anadolu’nun önemli inanç sistemlerinden biri de Bektaşilik’dir. Hacı Bektaş-ı Veli dergahında görevi sadece kahve hazırlamak olan Kahveci Baba “Dünya hayatında dibekte kahve döverken çok ses çıkardım, insanları rahatsız ettim. Ben öldükten sonra beni ayak altına bir yere gömün. Ben onları nasıl rahatsız ettiysem onlar da beni rahatsız etsin” vasiyeti dahi tarifi olmayan Anadolu hümanizminin bu topraklardan dünyaya armağanı olan Türk kahvesinin, nasıl bir kültürel değerden geldiğini gösterir.

 

 

ANADOLU’DAKİ FARKLI KAHVE TÜRLERİ

Kahve, dünden bugüne Anadolu’nun sosyo-kültürel yaşamında önemli bir yere sahiptir. Kahvenin girmediği bölge, şehir yoktur. Ülkemizin farklı yörelerinde sakızIıdan safranlısına, tahinliden lavantalısına, keyif kahvesinden mırraya, hindiba kahvesinden zeybek kahvesine kadar farklı aroma ve hazırlama yöntemleri göre kahve çeşitleri de bulunur. Ayrıca ekonomik sıkıntıların yaşandığı savaş dönemlerinde geçiçi çözüm olarak çeşitli bitkilerden yapılan kahveler de türemiştir: Nohut kahvesi, menengiç kahvesi, kener kahvesi, ardıç kahvesi, çörekotu kahvesi, bamya kahvesi, hurma kahvesi, soya kahvesi, bulgur ve madem kahvesi bunlardan bazılarıdır.