Türkiye, Avrupa’nın en çok kahve zinciri şubesine sahip dördüncü ülkesi. 2018’de dışarıda kavrulmuş kahve içme pazarı 132.6 milyon dolarlık bir hacme sahipken, 2025’te volümde yüzde 111.4’lük bir artışla 280.4 milyon dolara çıktı. Aynı dönemde kişi başı kahve harcaması 1.6 dolardan 3.2 dolara yükseldi.
Marx’a göre tarih, ilkinde trajedi, ikincisinde fars olarak tekerrür eder. Trajedi midir, fars mıdır bilinmez ama yaygın kanının aksine yüzyıllar boyunca Türkiye topraklarında başlıca içecek kahveydi. İlk mahsulü 1938’de alınan çayın mazisi bir asrı bile bulmuyor. Prof. Dr. Mehmet Ö. Alkan’ın “Kahve-Kahvaltı ve Çay Tiryakiliği” makalesi de konuya ışık tutuyor ve kahvenin yerini çaya ancak 1955 ekonomik kriziyle bıraktığını söylüyor. II. Dünya Savaşı sonrasında yaşanan kıtlık yüzünden kahve ithalatı sınırlanınca karneyle İstanbul’da hane başına 100 gram kahve dağıtımına başlanıyor. Ocağın üstünde kahvenin yerini ise 1947’de fabrikası kurularak endüstriyel üretimine başlanan çay alıyor; Türkiye de böylelikle “çay toplumu” olarak anılır hale geliyor.
Avrupa’da dördüncü
Fakat belki de çayın en çok tüketildiği mekan olan kahvehane sayısında son dönemde hatırı sayılır bir azalma var. Ticaret Bakanlığı verilerine göre yılın ilk dört ayında 3 bin 56 kahvehane kapanmış. Öte yandan zincir kafe şubelerinin sayısı artıyor. Allegra World Coffee Portal’ın Project Café Turkey 2026 raporuna göre Türkiye’de 2026 itibarıyla kahve zincirlerinin toplam şube sayısı 4 bin 813. Bu sayı, bir önceki yıla kıyasla yüzde 8.4’lük bir büyümeye işaret ediyor. Ayrıca Avrupa çapında bulunan 57 bin 783 kahve zinciri şubesinin yüzde 8.3’ü Türkiye’de anlamına geliyor. Türkiye; 11 bin 456 zincir kafe şubesi olan İngiltere, 7 bin 428 zincir kafe şubesi olan Almanya ve 5 bin 157 zincir kafe şubesi olan Rusya’nın ardından Avrupa’da dördüncü sırada.
Araştırmalara göre her geçen yıl daha çok kahve içiyor, kahve için daha fazla para harcıyoruz. Pazar araştırma şirketi Statista’nın Türkiye’de Kahve Pazarı raporuna göre 2018’de kahveye dışarıda kişi başı 1.6 dolar harcarken 2025 itibarıyla 3.23 dolar harcar hale gelmişiz.
%111’lik artış
Peki en çok hangi kahveleri tercih ediyoruz derseniz, onun da yanıtı var. Statista’nın Türkiye’de dışarıda içilen en popüler kahvelere yönelik yaptığı araştırmaya göre ilk sırada yüzde 26.8’le filtre kahve var. Filtre kahveyi yüzde 20’yle latte, yüzde 18.9’la americano izliyor. Türk kahvesi ise yüzde 18.5’lik oranla dördüncü sırada yer alıyor. Statista’ya göre kahve tüketicileri yüzde 28.1’le 25-34 ve yüzde 27’yle 35-44 demografik gruplarında yoğunlaşıyor. Yüzde 19.4’ü 18-24, yüzde 17.6’sı 45-54, yüzde 8’i ise 55-64 yaş grubunda.
TÜİK’in Dış Ticaret İstatistikleri’ne göre 2013-2017 arası 709 milyon 532 bin dolar değerinde 218 bin 75 ton kahve ithal edilmiş. 2021-2025 arasında ise 2 milyar 516 milyon dolarlık ithalat var. Bu dönemde kahve ithalatı miktarı 496 bin 610 ton. Ancak bunlar, bütün ülkenin ithal ettiği kalemler; dolayısıyla markette satışa sunulanlar da dahil.
| 2018 – 2025 ARASI | ||
| KİŞİ BAŞI KAHVE | ||
| HARCAMASI | ||
| YIL | HARCAMA | |
| 2018 | 1.60 Dolar | |
| 2019 | 1.63 Dolar | |
| 2020 | 1.15 Dolar | |
| 2021 | 1.50 Dolar | |
| 2022 | 1.87 dolar | |
| 2023 | 2.48 Dolar | |
| 2024 | 2.83 dolar | |
| 2025 | 3.23 Dolar | |
Dışarıda kavrulmuş kahve içme pazarına yine Statista aracılığıyla bakarsak, pazar 2018 yılında 132.6 milyon dolarlık bir hacme sahipken, 2025’te volümde yüzde 111.4’lük bir artışla 280.4 milyon dolara çıkmış. Sektörde genel olarak kabul edilen oranlara göre kahve zincirlerinin sattığı bir bardak kahvenin fiyatının ortalama olarak ürün maliyeti yüzde 30-35’ini, personel maliyeti yüzde 15-20’sini, kira maliyeti yüzde 10-15’ini, enerji, lojistik gibi genel giderler yüzde 10-15’ini oluşturuyor. Kar marjı ise yüzde 20-35 düzeyinde.
Yazı: Baran Can Sayın/Oksijen
