2024 yılında kahve sektörünü neler bekliyor? Sektördeki bilirkişilerin 2024 yılı kahve sektörü hakkında görüşlerini aldık. Bu seferki görüş, Beta Tea Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Uğur’a ait.
“TÜRKİYE ULUSLARARASI MARKALAR İÇİN ÖNÜ AÇIK BİR PAZAR”
HATİCE UĞUR / Beta Tea Yönetim Kurulu Üyesi
Türkiye’de kişi başı kahve tüketiminin son 10 yılda 350 gr’dan 1.2 kg’a çıkmasını değerlendirir misiniz? Bu artışı nelere bağlayabiliriz?
Bu tüketimin artmasının en önemli katalizör nedenlerinin başında, uluslararası kahve zincirlerinin Türkiye’ye gelmesi ve şube sayılarını artırması geliyor. Onların şubelerini artırmaları yerli marka ve yatırımcıları da teşvik etti. İnsanların hem iyi kahveye ve çeşide ulaşmalarına hem de sosyalleşme mekânları oluşturmalarına imkân sağladı. Bu artış özellikle kahve kalitesi, çekirdek ve demleme yöntemlerindeki çeşitlilik olarak arttı. Ayrıca tat ve damak zevki noktasında kahvesevere geniş yelpaze sununca insanlar kahveden keyif almaya ve yeni tatlar keşfetmeye başladı. Son yıllarda, özellikle pandemi sonrasında gelişimin devam ettiği kahve sektöründe online alışverişin artışı ile kahve daha kolay erişilebilir oldu. Bu durum ev kahveseverini de tetikleyip kahve tüketim rakamlarını yukarı çekti. Bu eğilim daha uzun bir süre artarak devam edecek gibi duruyor.
Sizce önümüzdeki zaman sürecinde, Türkiye kahve sektöründe uluslararası düzeyde bir hub olabilir mi? Bunun için gerek bürokraside gerekse özel sektörde neler yapılmalı?
Kesinlikle olabilir. Çünkü kahve üreten ülkelere baktığımızda özellikle lojistik anlamda enlemin uzunluğu kahvenin maliyeti ile endekslendiğinde coğrafi olarak tam ortada duran Türkiye için bir hub nokta olma şansını da beraberinde getiriyor. Kahve içme alışkanlığı oturmuş, kendi içinde büyük gelişmeler yaşamayan Avrupa ve Amerika kahve pazarları ile Asya ve Ortadoğu arasında bir köprü görevi görebilir. Türkiye, hem uluslararası markaların hem de yeşil çekirdek üreticilerinin ilgi gösterdiği ve önü açık bir pazar. Bunun için Türkiye’nin vergi sistemleri ve ithalat aşamalarındaki mevzuatlarını gözden geçirmesi, ithal kahveler ve Türkiye’de kavurma yapan kahve üreticilerini destekleyen teşvik ve iyileştirmeleri yapması gerekiyor.
“TÜRKİYE, AVRUPA VE AMERİKA KAHVE PAZARLARI İLE ASYA VE ORTADOĞU ARASINDA BİR KÖPRÜ GÖREVİ GÖREBİLİR.”
2024 yılını değerlendirir misiniz? Gerek çekirdeğin üretimi ve temini gerekse tüketim bazında pazarın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
2024 ekonomik olarak Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar düşünüldüğünde zor bir yıl olacak. Yeme içme sektörü içinde özellikle restoranların giderleri ve son tüketiciye ulaşan fiyatlarını tüketicinin alım gücü ile kıyasladığımızda ve sosyalleşme ihtiyacını da göz önünde bulundurduğumuzda kahve en ulaşılabilir konumunda yer alıyor. Daha ulaşılabilir, daha ekonomik oluşu ve tüketimine evde de devam edileceği düşünüldüğünde kendi içinde büyüyen bir pazar olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca yatırımcı açısından bakıldığında, hem yatırım maliyetleri hem de işletme giderleri bakımından yeme içme noktalarındaki toplam yatırıma daha açık bir sektör olarak karşımıza çıkıyor. Tüm bunların sonucunda tüketimin artması ile beraber kaliteli ve işini doğru yapan markaların yeni yatırımlarıyla kahve sektörü 2024’te de büyütmeye devam edecek. Takip eden yıllarda da orta vadede aynı grafiğin devam edeceğini düşünüyorum.
İklim değişikliğinin yeşil çekirdek üretimine etkisi ne yönde olur ve değişim kahve ekosistemini sizce nasıl etkiler?
İklim değişikliği tabii ki negatif bir durum. Ekvatoral kuşakta yetişen kahvenin iklim değişikliği ile rekoltesi düşüyor ve bu da kahvenin tadı ve kalitesine etki ediyor. Ama aynı anda kahvenin yetişemediği yakın coğrafyalarda da kahvenin yetiştirilmesine bir imkân sağlıyor. Totalde bakıldığında üreticilerin bu konudaki çözüm çabaları, kaliteyi arttırma, çeşit ve varyeteyi biraz daha açma çabaları zaten yoğun bir şekilde devam ediyor. Tüketimin de arttığını göz önüne aldığımızda, önümüzdeki 15-20 yıl içinde kahvenin yetişme haritasında ufak değişiklikler olacak gibi. Bu konuda bir büyük problem var mı? Önlemler alınmaya devam ettiği sürece bu durumun olumluya doğru döndürülme şansı yüksek.
