Güncel Haberler

KAFELERDE FARK YARATAN REKBAETİN ÖNÜNE GEÇMEK

‘KAFELERDE FARK YARATARAK REKABETİN ÖNÜNE GEÇMEK’ BAŞLIKLI OTURUMA TCHIBO GENEL MÜDÜRÜ HASAN ULUTÜRK, ARABICA COFFEE HOUSE KURUCU CEO’SU SERTAÇ YALÇIN, KAAVE A.Ş. YÖNETİM KURULU ÜYESİ DOĞA KAYA VE KAHVE DİYARI GENEL MÜDÜRÜ KADER ÇAKMAKBİLİR KATILDI. OTURUMUN MODERATÖRLÜĞÜNÜ İSE MOC COFFEE KURUCUSU ÖZGÜR DÜZGÜN ÜSTLENDİ.

ÖZGÜR DÜZGÜN,
MOC COFFEE KURUCUSU:
“REKABETİ DAHA YUKARILARA TAŞIYABİLİRİZ”

kahve kafelerde fark yaratmakTürk milleti rekabetçi bir millet. Biz de sektörde ayakta kalabilmek adına, gerek mimari açıdan gerek ürün gamı ve teknolojik açıdan farklılık yaratmak adına pek çok aktivite yapıyoruz. Mimaride, ürünler bazında ve teknolojide farklılıklarla rekabeti daha yukarılara taşıyabiliriz. Tüm bunların yansımaları neticesinde istihdama, eğitime de önemli katkılar sağlayabiliriz.

FARKLILIKLARLA ÖNE ÇIKMAK İSTİYORUZ

Atlamamamız gereken bir nokta da şu ki; son dönemde yapılan uluslararası sözleşmelerle aslında biraz Türk kahve pazarı da olumsuz etkilenebilir. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen kahve ve verginin sıfırlanıyor oluşu, yerli üreticinin ise yeşil çekirdeği hâlâ yüzde 8 gümrük vergisiyle alıyor olması sektörel anlamda olumsuz bir tablo.
MOC Coffee olarak buradaki tüm konuşmacılarla hemfikir olduğumuz en önemli noktalar; ilk başta da söylediğim gibi mimaride, ürünler bazında ve teknolojik farklılıklarla öne çıkmak. Tabii ki tüm bunların yansımaları neticesinde sektöre önemli katkılar sağlayacağımızı da ön görmek lazım.

HASAN ULUTÜRK,
TCHIBO GENEL MÜDÜRÜ:
“TCHIBO GİBİ BİR ALMAN DEVİNE TÜRK KAHVESİ YAPTIRDIK”

Üniversite yıllarında barista olarak başladığım sektörde 18’inci yılım. Tchibo bir Alman kahve devi. Biz aslında kahveciyiz, dünyanın en büyük kahve üreticilerinden biriyiz. Tarlalarımız var. Tarlalarımızı kendimiz seçiyor, çalışanlarımızı kendimiz yetiştiriyoruz. Tchibo’nun iş modeli aslında fark yaratan tarafımız. Çünkü farklı iş kanalları söz konusu. Mağazacılık tarafı var, online tarafı var, ‘be to’ kısmı var, market raflarında varız.
Mağazalarımıza girdiğinizde ilk önce sizi bir kafe bar alanı karşılıyor. Oturum alanı var, biraz daha ilerlediğinizde paketli kahveleri görüyorsunuz. Ayrıca gıda dışında yaklaşık 15 kategori daha var. O yüzden aslında bizim farklılığımız markamız diyebiliriz.

ALMAN STANDARTLARINI SAĞLIYORUZ

Online’ın işin içine girmesiyle beraber 2009 yılında kahve ve kafe-bar payımızı artırdık. Sonra teknolojiler gelişti, rekabet artmaya başladı. Oturma alanlarımızı daha da genişlettik, rahatlığın ön plana çıktığı, insanların uzun süre vakit geçirebileceği alanlar oluşturduk. Satış alanlarımızı da artırıyoruz. Taze çekilmiş kahvenizi anında alabilme imkânını sunmak sektöre sunduğumuz büyük bir farklılık diyebiliriz. Tabii tüm bunlar olurken Alman standartlarının sağlanması da önemli bir nokta. Çünkü her firmayla çalışamıyoruz. Her tedarikçi bizim için fit olmuyor. Şu anda da 50 olan mağaza sayımızı üç yıl içinde 100’e çıkarmayı planlıyoruz. Daha fazla görünür olacağız. Müşterilerimizin daha fazla vakit geçirmek istedikleri alanları daha keyifli hale getireceğiz.
Tchibo olarak bir Alman devine Türk kahvesi yaptırdık. Almanya’da zaten yaklaşık 5-6 milyon gurbetçi yaşıyor. Evet, onlara da hitap edecek ama asıl Türkiye pazarına yatırım yapma kararı aldı. Şu anda ise “Türkiye’de bir tesis mi kursak?” diye konuşuyoruz. Çünkü Ortadoğu’ya, Asya Pasifik’e açılma planları var.
Espresso pazarına baktığımızda yüzde 60-70 büyüdüğünü görüyoruz. Yani aslında çözülebilir kahve yolculuğu şu an kapsüllü kahveye kadar geldi. Herkes evinde kahve makinesi kullanmaya başladı. Türkiye’deki otomatik kahve makineleri sektörünün yaklaşık yüzde 450 büyüdüğü söyleniyor. Bu, muhteşem bir rakam. Enflasyonist ortama rağmen vazgeçilmeyen bir kahve tutkusu söz konusu.

SERTAÇ YALÇIN,
ARABICA COFFEE HOUSE KURUCU CEO’SU:
“SEKTÖR 4-5 KAT BÜYÜYECEK, TÜKETİCİNİN NİTELİĞİ ARTACAK”

2014’te kurulan, Ankara merkezli bir markayız. Adımızı nitelikli kahve sağlayıcı ve yüzde 70 civarında dünyadaki kahve rezervini sağlayan bir bitki olan ‘Arabica’dan aldık. Bugün 170 civarı şubeyle 40 civarında şehirde faaliyet gösteriyoruz. Yurtdışında da iki ülkede varız. Konseptimiz coffee house. Şu anda kafelerimizin hepsinde yeni mimari projeler çiziliyor, konseptler geliştiriliyor. Sürdürülebilirlik üzerinde çok kafa yoruyoruz. Gerçekten fark yaratabileceğimiz konularla uğraşıyoruz. Ama beni daha çok sadece kendi markamıza değil, sektöre ya da bulunduğumuz bölgeye de katkı sağlayabileceğimiz şeyler motive ediyor.
Örneğin hedeflerimizi ülkemizde en güçlü kahve markası olmak, yerli bir marka olarak global arenada ülkemizi temsil etmek, halka arza gitmek şeklinde sıralayabiliriz. Ardından beni en çok heyecanlandıran bir başka hedef ise bir vakıf kurmak. Gelirimizin belirli bir kısmını düzenli aktaracağımız ve yaşlılar, engelliler, hayvanlar, doğa, sporcular ve sanatçılar için izlenebilir, belgelendirilebilir bir vefa borcunu ödeme hareketi.

“AR-GE YAPMAMA ŞANSIMIZ YOK”

Güneş enerjisi santralı kurduk, şubelerimizin enerjisini yeşil enerjiyle üretelim istedik, yakında faaliyete geçiyor. Biyolojik üssümüz ve kahve üretim tesisimiz var, kahvemizi kendimiz ithal ediyoruz, yeni bir gıda üretim tesisi kurduk. Bize özgü tatlılar üreteceğiz ama dışarıya da hizmet verebilecek.
2014 yılında kurulduğumuzda Türkiye’de kişi başına düşen kahve tüketim oranı 350-400 gr civarındaydı. Bugün geldiğimiz noktada kişi başı bir buçuk kilolara yaklaştı.

Avrupa Birliği’nin genel ortalaması 8 kilo, Kuzey Avrupa ülkelerinde 13 kilolara yaklaşan kişi başı tüketim rakamları var. Bu yüzden bugün sektörde bir sürü aktör çıkıyor, çıkmaya da devam edecek. Ortak bir amaç çerçevesinde kendi yatırımlarımız ve franchise alan iş ortaklarımızla birlikte çok seçici bir aile gibi ve tüm sektörü kapsayan, sürdürülebilir çalışmalar yapmayı hedefliyoruz. Yapay zekayla neler yapabiliriz sorusunu soruyoruz. Asıl bizim serüvenimiz bugünden sonra başlıyor.
Ar-Ge yapmama gibi bir şansımız yok. Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla sektör ortalama 4-5 kat daha fazla büyüyecek. Bu büyümeyi parasal olarak düşünmeyin. Tüm tüketicilerin niteliği artacak, zaten artmaya da başladı. Yani beğeniler, beklentiler söz konusu olacak.

KADER ÇAKMAKBİLİR,
KAHVE DİYARI GENEL MÜDÜRÜ:
“AL-GÖTÜR KONSEPTİNİN AVANTAJLARINI KULLANMAYA ÇALIŞTIK”

Kahve Diyarı olarak sektörde bilinen bir markayız. Ben de 22 yıldır sektördeyim. Özellikle pandemi öncesinde kahvaltıdan başlayıp yemeğe kadar devam eden bir menümüz vardı. En çok sattığımız ürünler Türk kahvesi ve çaydı. Pandemi sonrasında tüketici alışkanlıklarının değişmesi, yenileşme, inovasyon gibi etkenlerle sektörün farklı bir yere doğru gittiğini ve ciddi bir rekabet oluştuğunu gördük. Türkiye’de kahve pazarı çok gelişti ve gelişmeye de devam ediyor. Bu yüzden pandemi sonrasında halkımızı iki gruba ayırdık: Bir ‘take away’ projesi oluşturduk ve ‘Yanında’ ismini verdik. Yani Kahve Diyarı her zaman yanınızda mesajını vermeyi amaçladık. Aslında sadece içecek üzerine oluşturulmuş bir konsept oldu, özümüze geri döndük. Çünkü zaten markamızın adında ‘kahve’ var. Bu ‘take away’ projesi aynı zamanda sektörün önemli sorunlarından biri olan personel istihdamı konusunda da bizi biraz rahatlattı.
Bu süreçte çok ciddi bir de bakery modeli geliştirdik. Dükkânlar içerisinde küçük alanlar oluşturup burada unlu mamuller üretmeye başladık. Taze, günlük, donuk olmayan, insanların orada üretilmiş ekmekle yapılmış bir sandviç yiyebilmelerini sağladık. Böylece bir fark yaratmaya çalıştık. Şu anda franchise almak isteyen yatırımcılarımızın da en çok talep ettiği proje bu uygulama oldu. Çünkü personel istihdamı çok kolay, yatırım maliyeti çok düşük. Yani tüm yatırımın yüzde 80-90’ını kullanacağınız profesyonel kahve ekipmanlarını ve oturma düzeni için masa ve sandalyeleri veriyoruz. Kısaca fark yaratmak adına aslında ‘al-götür’ün tüm avantajlarını kullanmaya çalıştık.

“TÜRK KAHVESİYLE BU KADAR OYNANMAMALI”

Sektördeki tüm rakipler kendi içinde bir değişim sağlamak istiyor. Kimi bunu maddi kaynaklarını kullanarak yapıyor, kimi görsel çalışmalarla devam ediyor. Herkesin kendi içinde oluşturduğu bir rekabet var. Bunu marka olarak biz de fazlasıyla hissediyoruz. Örneğin Türk kahvesiyle bu kadar oynanmamalı. Ben Türk kahvesinin herhangi bir aroma katılmamış halini seviyorum ya da menengiç gibi, dibek kahvesi gibi geleneksel çeşitlerini. Biz daha çok kahvenin özünün dışına çıkmamaya çalışıyoruz. Önümüze gelen her yenilikte önce kendi müşterimiz bunu beğenir mi, bununla kendisini iyi hisseder mi diye düşünüyoruz.

DOĞA KAYA,
KAAVE A.Ş. YÖNETİM KURULU ÜYESİ, YETKİLİ SCA EĞİTMENİ
“KAHVEDE YENİ TEKNOLOJİLERE ODAKLANDIK”

Kahve A.Ş. ilk kurulum aşamasındayken bir danışmanlık firmasıyla çalıştık. “Tüketici şu anda ne istiyor, ihtiyacı olan ne?” gibi sorularımız vardı. 1,5 sene kadar anketlerimiz yapıldı ve sonrasında konseptimizi belirledik.
Bizim iddialı, dikkat çekici bir konseptimiz var. Misafirlerimizin karanlık konseptlerden sıkıldığı, farklılık istediği, daha renkli bir dünya tercih ettiklerini gördük. Ambalaj tasarımlarımızdan mağaza dizaynımıza kadar her şeyimiz dikkat çekici ve iddialı.

FARK YARATMAK

Biz tamamen kahvede yeni teknolojilere odaklandık. Örneğin normalde bir cold brew demleme 12 ile 22 saat arasında oluyor. Bizim sonic dalga boyu teknolojimizle bu süre 45 dakika ile 1 saate iniyor. Konuyla ilgili tüm kimyasal testleri yaptık ve sonunda ortaya kadifemsi bir dokuya sahip kahve çıktı. Kahvelerimizi sonic teknolojisini kullanarak demliyor ve bu şekilde fark yaratıyoruz.