Haberler Kahve Mekanları

BALAT KAFELERİ – NAFTALİN

HER KÖŞEBAŞINDA CUMBALI ESKİ BİR EV, HER SOKAKTA RENGARENK BİR BİNA VE ADIM BAŞI FARKLI KONSEPTTE ŞİRİN BİR KAFE… BALAT SOKAKLARINDA KÜÇÜK BİR KAHVE TURUNA ÇIKMAYA NE DERSİNİZ?

Rengârenk cumbalı evleri, Arnavut kaldırımlı sokakları, kiliseleri ve sevimli mekânları ile Balat son yıllarda İstanbul’un en fazla ilgi çeken semtlerinden. Haliç kıyısında, Ayvansaray ile Fener arasında yer alan Balat’ın adı Rumca ‘saray’ anlamına gelen ‘palation’ sözcüğünden geliyor. Fener Rum Patrikhanesi, dünyadaki tek demir kilise olan 1898’de tamamlanmış Sveti Stefan Kilisesi, Marsilya’dan getirilen kırmızı tuğlalarla inşa edilen Kızıl Mektep yani Fener Rum Erkek Lisesi, Bulgar Kilisesi, Aya Yorgi Metokhion Kilisesi, Fethiye Camii Sarnıcı, Aspar Sarnıcı, Kadın Eserleri Kütüphanesi… Semti çoktan terk eden azınlıkların izleri hâlâ sokaklarda, ruhları birbirinden güzel binalarda yaşıyor sanki. İstanbul’un bu şirin semtinde keşfedecek çok fazla yer var. Ama biz, Balat sokaklarında kahve kokusunu takip ederek kısa bir tura çıkıyor ve size, kahve içebileceğiniz güzel birkaç mekân tanıtalım istiyoruz…

BİR BALAT KLASİĞİ: NAFTALİN

İlk durağımız Balat’ın en meşhur ve en eski mekânlarından Naftalin. 14 yıl önce, henüz Balat bu kadar popüler değilken açılmış. Burası eskiden bir antikacı dükkânıymış, sonradan kafeye dönüştürülmüş. Semtin en kalabalık mekânlarından, günün her saati müdavimleri boş bırakmıyor. Vedat Milor da gelip kahvelerinden denemiş. Tam sokağın köşesinde yer alan harika bir tarihi bina. Eskiden bir Rum’a ait kasap dükkânıymış burası, yaklaşık 125 yaşında. Kasap çengelleri hâlâ duruyor, restore ederken dokunmamışlar. İki kapısı var, bir tanesi eve çıkış kapısıymış, üst kat evleriymiş eski sakinlerinin.
Mardin kahvesi, Süryani kahvesi, damla sakızlı dibek kahvesi gibi seçenekler var menüde ve kahvelerin hepsi Mardin’den geliyor. Mekânın imza lezzetlerinden Süryani kahvesi oldukça sert, çok telveli ve acı bir kahve. Ama ondan daha serti var: Kakuleli Süryani kahvesi. Malum, kakule içine girdiği her yemeğe, içeceğe biraz sertlik, keskinlik katıyor. Mardin kahvesinde damla sakızı, tarçın, vanilya ve kakule var. Biraz daha yumuşak içimli bir kahve. Tarçın ve vanilya daha baskın olduğu için kakulenin tadını biraz bastırmış oluyor. Kahvenin yanında sunulan badem şekerleri de Mardin’den geliyor. Türk kahvesinin dışında seçenek arayanlar filtre kahve ve Americano tercih edebiliyor.

Naftalin’de tatlılar günlük olarak yapılıyor, taze taze sunuluyor. Tiramisu, cheesecake, San Sebastian, browni, ananas ve limonlu tart menünün vazgeçilmezleri. Bir de kedili kurabiyeler. O kadar şirinler ki neredeyse yemeye kıyamıyor insan.
Maden suyu dışında hazır hiçbir şey yok Naftalin’de. Her şey ev yapımı. Yaz sıcaklarında iyi giden buz gibi limonatanın çileklisi de var. Ayrıca soğuk kahve çeşitleri de bulunuyor tabii ki. Ama soğuk kahvelerde kesinlikle hazır şurup kullanılmadığının altını çiziyorlar.

Mekânda en çok ilgi çeken detaylardan biri de sergilenen eski eşyalar, objeler. Ortadaki cam vitrinde yer alanlar satın alınabiliyor. Fincanlar özellikle dikkat çekici. Çoğu eski ve takım değil. Dört kişi Türk kahvesi söyleseniz, dördünüze de farklı fincanlarla gelebilir. Bu mekânda hiçbir şey yeni, takım, trend, son moda değil zaten. Hepsinde bir yaşanmışlık ve zamanın izi var…
Naftalin’in müdavimlerinin yüzde 70’ini yabancılar oluşturuyor. Google üzerinden o kadar çok güzel yorum yapılmış ki Balat’a gelen turistler Naftalin’e uğramadan geçmiyor. Semtte kafelerin bu kadar çoğalması onları pek etkilemiyor; çünkü onların müdavimleri zaten başka yere pek gitmiyor. Haftanın 7 günü hizmet veren mekân, sabah 09.00’dan akşam 21.30’a kadar açık. Hafta sonları akşam 10.00’a kadar uzayabiliyor.