Kavurma Makineleri

“DÜNYANIN NERESİNE GİDERSENİZ GİDİN KAHVE KAVURMA MAKİNELERİMİZİ GÖRÜRSÜNÜZ”

“Mutluluğun çekirdeklerini kavuruyor, yeteneğimizle harmanlıyor, dostlarla paylaşmak için öğütüyoruz. İnsanın mutluluğu için çalışan kurucumuzun ışığıyla, her bir çekirdeği mutluluk veren ‘kahveyi’ kavuruyoruz. Dünyanın en sosyal içeceğini öğüten müşterilerimizle dostluğumuz, sıktığımız ilk vidada başlıyor, öğüttükleri son taneden sonra da sürüyor. Bu nedenle dünyanın dört bir tarafındaki müşterilerimizin ‘sadece müşterimiz değil, dostumuz’ olarak hep yanlarındayız.”

İş felsefini bu cümlelerle özetleyen Toper, kahve sektörüne değer katan 70 yıllık bir marka. 1954’te Nurettin Karakundakoğlu’nun yaktığı ışık bugün tam 146 ülkede parıldıyor. Markanın üçüncü kuşak temsilcisi İbrahim Karakundakoğlu sorularımızı yanıtladı.

İBRAHİM BEY, BİZE KISACA TOPER’İ ANLATIR MISINIZ? NASIL BAŞLADI, NASIL BİR SÜREÇTEN GEÇEREK BUGÜNLERE GELDİ?

Nurettin Karakundakoğlu’nun parlak zekâsı ve sürekli geliştirdiği teknik bilgisi ile ilk ışık 1954 yılında İzmir’de, 33 m²’lik küçücük bir atölyede yandı. Gençliğinden beri yeni makineler yapmak, üretimi kolaylaştırmak, kaliteyi artırmak için çalışan Nurettin Bey’in ilk geliştirdiği kahve değirmeni büyük ilgi gördü. 1970’li yıllarda, ailenin ikinci kuşağının üyeleri ya Toper’in üretim süreci için teknik eğitim almakta ya da üretimde aktif olarak çalışmaktaydılar.

1980’lerde genç kuşak, üniversite ve araştırma enstitülerinde araştırma yapmaya başladı. O yıllarda Toper ürünleri Libyalılar tarafından büyük ilgi görünce, Toper markası ilk kez uluslararası pazarlara açıldı. Nurettin Bey’in deneyimi genç kuşağın araştırmalarıyla birleşince, yaratılan yeni ürünler 90’ların başında Yugoslavya pazarına girdi. 1995’ten sonra Toper ürünleri, sürekli gelişen teknik kalite ve güvenlik standartlarıyla Romanya, ABD ve Kanada pazarlarının ardından İtalya’ya da ihraç edilmeye başlandı.

Bu yıllarda Ar-Ge çalışmaları ile kavurma süresini 9 dakikaya indiren Toper, 1997 yılında ilk kez TÜBITAK ile iş birliğine başladı. 2001’deki ikinci TÜBITAK projesinin ardından üniversiteler ve araştırma kurumları ile yoğun iş birliğini gelenekselleştiren Toper, çok sayıda patent geliştirdi. Bugün ailenin mekanik, teknik, otomasyon, uluslararası pazarlama, iş geliştirme konularında eğitim gören üçüncü kuşağının da iş süreçlerine katılmasıyla, Toper dünyanın önde gelen kahve işleme ekipmanlarını üretiyor. Toper, 2015 itibarıyla çeşitli uluslararası bağımsız araştırma kuruluşlarının raporlarına göre artık dünya kahve kavurma endüstrisinin 8 anahtar markasından biri olarak görülüyor.

 

TOPER BUGÜN DÜNYA PAZARINDA SÖZ SAHİBİ BİR FİRMA. KAÇ ÜLKEYE İHRACAT YAPIYORSUNUZ VE DIŞ PAZARLARI DEĞERLENDİRİR MİSİNİZ?

Toper şu anda 144 ülkeye ihracat yapıyor. Dünyanın neresine seyahat ederseniz edin bizim makinelerimizi görebilirsiniz. Bu, bizim ve ülkemiz için onur kaynağıdır.

 

TÜRKİYE’NİN KAVURMA MAKİNELERİNDE GELDİĞİ DÜZEYİ DEĞERLENDİRİR MİSİNİZ? TÜRKİYE TEKNOLOJİ KULLANIMINDA DÜNYADA NEREDE YER ALIYOR?

Türkiye genelinde kahve kavurma makineleri üreticileri dünyaya kafa tutuyor. Şu anda ülkemizden çıkan çoğu makine gerçekten gerek kalitesi gerek teknolojisi olarak çok önde. Türkiye, kahve kavurma makineleri olarak dünyada öncü ülkeler arasında.

 

TOPER’İN GELECEĞE YÖNELİK PROJELERİ NASIL? ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILDA NELERİ HEDEFLİYORSUNUZ?

Her zaman şu felsefeyle ilerliyoruz: Değişmeyen tek şey değişimdir. Biz Toper ekibi olarak Ar-Ge’ye çok önem veriyoruz. Yeni teknolojileri takip ediyor ve makinelerimize uyguluyoruz. Makinelerimizi geliştirmeye devam edeceğiz.

 

TEKNOLOJİ HIZLA GELİŞİYOR VE TEKNOLOJİK ANLAMDA CİDDİ DEĞİŞİMLER YAŞANIYOR. NEREDEN, NEREYE GELDİ VE İLERİYE YÖNELİK NASIL BİR İNOVATİF GİDİŞ VAR?

Dediğim gibi, teknolojiyi takip etmemiz ve değişime ayak uydurmamız gerekiyor. Müşterilerimizin makinemizi daha rahat kullanması bizim için çok önemli. Teknoloji bize kullanım rahatlığı sağlıyor. Bunu bilerek her zaman teknoloji ve gelişim yolunda ilerlememiz gerekiyor.

“TÜRKİYE GENELİNDE KAHVE KAVURMA MAKİNELERİ ÜRETİCİLERİ DÜNYAYA KAFA TUTUYOR. ŞU ANDA ÜLKEMİZDEN ÇIKAN ÇOĞU MAKİNE GEREK KALİTE GEREK TEKNOLOJİ OLARAK ÇOK ÖNDE.”

 

TÜRKIYE’NİN EKONOMİK DALGALANMALARI VE BİLHASSA SON YILLARDA DÖVİZDEKİ ARTIŞIN SEKTÖRE YANSIMASINI DEĞERLENDİRİR MİSİNİZ?

Ekonomik dalgalanmalar haliyle bütün sektörü etkiledi. Fakat şu anda ülkemiz dışında dünya genelinde de bir sıkıntı bulunmakta. Bunları aşmanın tek yolu var, daha çok çalışmak. Eğer kaliteli bir ürün yapar ve daha çok çalışırsanız her zaman makineleriniz talep görecektir.

 

TÜRKİYE’DE KAHVE İTHALATININ SON 10 YILDA YAKLAŞIK 20 BİN TONDAN 70 BİN TONA, KİŞİ BAŞI TÜKETİMİN DE 350 GR’DAN 1,2 KG’A ÇIKMASINI DEĞERLENDİRİR MİSİNİZ, BU ARTIŞI NELERE BAĞLAYABİLİRİZ?

Türkiye eskiden bir çay ülkesiydi. Fakat ülkemizde artık çaydan çok kahve içiliyor. Bunu istatistiklere bakarak rahatlıkla görebiliriz. Korona döneminde insanlarımız kahve tüketimini ikiye katladı. Evde kahve demleme makinesi olmayan hanemiz neredeyse kalmadı. Aslında bunun nedeni bizim kültürümüz. Kahveyle tanışan en eski ülkelerden biriyiz. Tarihimizde kahve çok büyük yer kaplıyor. Aslında şunu bile diyebiliriz; Türkler köken içeceğine geri dönüyor. Bu da tabii ki ithal edilen kahve miktarını günden güne artırıyor.

 

SİZCE ÖNÜMÜZDEKİ ZAMAN SÜRECİNDE TÜRKİYE, KAHVE SEKTÖRÜNDE ULUSLARARASI DÜZEYDE BİR HUB OLABİLİR Mİ? BUNUN İÇİN GEREK BÜROKRASİDE GEREKSE ÖZEL SEKTÖRDE NELER YAPILMALI?

Türkiye aslında artık kahve sektörü için uluslararası düzeyde çok önemli bir yerde bulunuyor. Çok değerli kahve öğretmenlerimiz, çok değerli makine üreticilerimiz var. Ben artık bu hub’un (merkez) kurulduğuna inanıyorum.