Yüksek enflasyon ortamında, Türkiye’nin markalı kahvesi 2023’te ekonomik yerçekimine meydan okudu ve Avrupa’nın en hızlı büyüyen mağazaları arasında yer aldı. Deniz Karaman, Türk operatörlerin neden zor zamanlarda bile hem geleneklere dayalı hem de uluslararası kahve kültürünü sıkı bir şekilde benimseyen bir pazarda gelişmeye devam ettiğini araştırıyor.
Yaklaşık 500 yıl önce Şamlı iki tüccar Arap Yarımadası’ndan ilk kahveyi Türkiye’ye getirdiğinde, bu mütevazı çekirdeklerin devasa etkiyi yaratacağını hayal bile edemezlerdi. Dünyanın ilk kahvehanesi Kiva Han, 1555 yılında Osmanlı İmparatorluğu’nun atan kalbi İstanbul’da açılmış, önce Türkiye’de, sonra da Avrupa’da kafein tutkusunu başlatmıştı.
İbrik veya cezvede demlenen ve karakteristik tortuyla servis edilen geleneksel Türk kahvesi, Türkiye’de günlük yaşamın temel dayanağı olma özelliğini korumaktadır. Ancak Türkiye’de özellikle büyük şehirlerde Starbucks, Caffè Nero ve McCafé gibi uluslararası kahve zincirlerinin başarısı, Kahve Dünyası ve Espressolab gibi modern yerli zincirlerin gelişmesi, pek çok Türk tüketicinin ibrik kadar caffè latte’ye de aşina olduğu anlamına geliyor.
Şubat 2024’te enflasyonun %65’in üzerine çıkmasına ve ortalama içecek fiyatlarının önceki yıla göre %25’e kadar yükselerek 90 TL (2,84 $) civarı artmasına rağmen, Türkiye markalı kahvehane pazarı 2023’te Avrupa’nın en hızlı büyüyen pazarı arasında yer aldı.
ZAMAN İLE HAREKET
Türkiye kahve pazarı, dünya çapında kaliteli ve özel kahveye yönelik artan talebe paralel olarak hareket ediyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri, genel kahve tüketiminin 2012’den bu yana dört katına çıktığını, Uluslararası Kahve Örgütü’ne (ICO) göre ise kahve ithalatının 2008 ile 2019 arasında %193 arttığını gösteriyor. Ayrıca World Coffee Portal verileri, zorlu bir ekonominin ortasında, Türk markalı kahve dükkanı pazarının 2022-2023’te %9, son 12 ayda ise %7,3 büyüyerek 3.100 mağazayı aştığını gösteriyor.
Bunun sonucunda hem yerli hem de yabancı kahve markaları Türkiye’deki yatırımlarını artırmaya devam ediyorlar..
Bugün Starbucks, Tchibo, Caffè Nero, Gloria Jeans, MOC, Federal Coffee, Petra, Kahve Dünyası, Kahve Diyarı, Coffee Mania ve Kronotrop gibi markalı kahve zincirleri Türkiye’nin en hızlı büyüyen kahve markaları arasında yer alıyor.
Arzum Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı: “TÜRK KAHVESİ HALA KÜLTÜRÜMÜZÜN EN ÖNEMLİ PARÇALARINDAN BİRİSİ”
Starbucks, 700’den fazla mağazasıyla markalı kahve pazarının lideri olup, Türkiye’yi Seattle merkezli kahve zincirinin İngiltere’den sonra Avrupa’daki ikinci büyük pazarı haline getirdi. Ancak uluslararası kahve zincirlerinin büyümesi nispeten yeni bir olgu.
Türkiye’nin en büyük ev tipi kahve ve çay aletleri markalarından biri olan Arzum’un Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı, “1934’ten 1996’ya kadar geçen 62 yılda tek kahvehaneler Türk markalarıydı” diyor. Kolbaşı, Starbucks’ın şu anda satış noktaları itibarıyla Türkiye pazarının dörtte birinden fazlasını elinde tuttuğunu, işletmecilerin ise yarıdan fazlasının yerli markalardan oluştuğunu belirtiyor.
“Türkiye’de kahve pazarının değeri 3 milyar TL’ye ulaştı ve yeni markalarla, yeni ürünlerle büyümeye devam ediyor. Ancak pazar dengesi önümüzdeki beş yıl içinde değişebilir” diyor ve 2015 yılı civarında özel kahve dükkanlarının nispeten yeni ortaya çıkması ve büyümesine atıfta bulunuluyor.
Vedat Bulut, son derece modern bir espresso, filtre ve soğuk demleme çeşitleri sunan, İstanbul merkezli özel kahve kavurma tesisi ve toptancısı olan Old Java Coffee’nin Kurucusu ve CEO. Starbucks gibi uluslararası devlerin Türkiye’de tüketici algılarının ve pazar dinamiklerinin şekillenmesinde önemli bir rol oynadığına inanıyor. “Türkiye’nin çağdaş kahve pazarının oluşmasında uluslararası zincirlerin büyük etkisi oldu. Kahve bilgisinin ve uzmanlığının geniş çapta yayılmasını sağladılar” diyor.

(Temmuz 2023’te İstanbul Baharat pazarındaki Kurukahveci Mehmet Efendi Türk kahvesi mağazasında çekilmiş kahve fiyatları, Fotoğraf: Alexey Pevnev/Shutterstock)
Bulut, yurt içi zincirlerin, gelişen kahve kültüründen pay almak için yurtdışı markaların sunduğu birinci sınıf ve özel kahvelerin artan popülaritesinden de yararlandığını gözlemliyor. “Uluslararası zincirler, yerel kalkınma için bir model sağlamak üzere bilgi, yeni menüler, hizmet uygulamaları ve perakende formatları getirdi” diye ekliyor.
Türkiye kahve pazarının büyümesi uluslararası zincirlerin yatırımlarına borçluyken, Türk kahvesi markaları da dünya kahve sahnesine damgasını vuruyor. İstanbul merkezli Espressolab, Türkiye’de yaklaşık 160 mağazada faaliyet gösteriyor ve geleneksel Türk kahvesinin yanı sıra flat white ve latte gibi tek kaynaklı ve süt bazlı içecekler de sunuyor.

(İstanbul Nişantaşı’nda bir Tchibo mağazası, Fotoğraf: Erman Güneş/Shutterstock)
Premium Coffee, 2022’de Fas’ta 100 yeni mağaza açmak üzere bir anlaşma imzaladı ve daha sonra aralarında Libya, Tunus, Cezayir ve Sudan’ın da bulunduğu 13 ülkede yeni mağazalar açmak için anlaşmalar yaptı. Bu girişimlere yapılan yatırımların 2027 yılına kadar 10 milyon dolara (79,48 milyon TL) ulaşması bekleniyor. Türk kahvesi danışmanı ve gastronomi yazarı Cenk Girginol’un açıkladığı gibi, giderek artan yerli zincir, yerel kahve geleneklerini uluslararası trendlerle harmanlayarak başarıya ulaştı. “Yerel markalar arasında Kahve Dünyası, Arabica Coffee, Espressolab, MOC gibi önemli zincirler öne çıkıyor. Özellikle Espressolab küresel bir marka olma yolunda ilerliyor.”
MİRASA GÜÇLÜ İNOVASYON
Farklı demografik özellikler, tüketim kalıplarını destekleyen yaş, bölge ve hatta sınıfla birlikte Türkiye’nin gelişen kahve ortamını şekillendiriyor. Küresel bakış açısına sahip genç ve eğitimli Türkler arasında popüler olan büyük şehir merkezleri, özel kahve dükkanlarının geliştiğine tanık oldu. Bunun tersine, geleneksel Türk kahvesi, kültürel öneminin, güçlü lezzetinin ve uygun fiyatının popülerliğini koruduğu ve daha muhafazakar Anadolu bölgelerinde, küçük şehirlerde güçlü bir yer edinmeye devam ediyor.
‘Gözlemlerime göre 18-25 yaş arası gençler arasında Türk kahvesi tüketimi oldukça düşük. Ancak daha az varlıklı kentsel alanlarda bu fark daha da dar” diyor Old Java Coffee’den Bulut.
Cenk Girginol da bu düşünceyi yineliyor ve Anadolu’daki kentsel merkezlerin ötesinde yerel zincirlerin uluslararası markalara kıyasla daha güçlü bir büyüme yaşadığını gözlemliyor. “Bu [tüketim] değişiklikleri, genellikle daha fazla paranın olduğu büyük şehirlerde daha hızlı gerçekleşiyor. Bununla birlikte, büyük şehirlerin dışında, özellikle Anadolu’da Türk kahvesi tüketim oranı çok yüksek ve Türkiye’de tüketilen en popüler kahve olmaya devam ediyor; tüketilen tüm kahvelerin yaklaşık %70’ini Türk kahvesi oluşturuyor.”
“Z KUŞAĞI ESPRESSO BAZLI, SÜTLÜ VE AROMALI KAHVELERE DOĞRU HIZLA İLERLİYOR”
Geleneksel yerel kahvehaneler şimdilik Türkiye’nin küçük şehirlerindeki kalelerini korurken, Murat Kolbaşı genç tüketicilerin kademeli olarak daha çağdaş Batı tarzı kahvehanelere yöneleceğine inanıyor.
“Yurtdışında veya Türkiye’de bulunan kahve zincirleri belli bir lezzet ve hizmet standardını korudukları için işlerini büyütebilirler. Ancak küçük şehirler hâlâ kendi yerel kahvelerinin tadını tercih ediyor. Nüfusun ortalama olarak giderek gençleşmesi, modern kültürün etkisiyle ve gençlerin kendilerini bir sınıfa ait hissetme dürtüsüyle bu durumun önümüzdeki yıllarda değişeceğini öngörüyoruz.”
Uluslararası zincirlerin Türkiye’de çoğalmasıyla birlikte, yeni kahve trendlerinin, özellikle genç, kent kökenli nüfus arasında geleneksel Türk kahvesini geride bırakabileceği düşünülebilir.
Uluslararası zincirlerin Türkiye’de çoğalmasıyla birlikte, yeni kahve trendlerinin, özellikle genç, kent kökenli nüfus arasında geleneksel Türk kahvesini geride bırakabileceği düşünülebilir. Ancak kahve tüketimindeki genel artış, Türkiye’nin geleneksel içeceğinin popülaritesini azaltmadı. Bunun yerine, geleneksel Türk kahvesi tüketiminin yerini almak yerine, tüketicilerin özel ve uluslararası kahve içeceklerine olan talebini arttı.
“Türk kahvesi hâlâ kültürümüzün en önemli parçalarından biri. Aldığımız en önemli kararlarda, uzun bir günün ardından dinlenmek için arkadaşlarla buluştuğumuz anlarda her zaman rol oynar. Türkiye’de kişi başına düşen yıllık kahve tüketimi 10 yıl önce 350 gr civarında iken bugün 4 kat artarak 1,5 kg’a ulaştı. Bunun yüzde 70’i Türk kahvesinden geliyor” diyor Murat Kolbaşı.
Bununla birlikte Kolbaşı, “Z Kuşağı, sektörü hızla espresso bazlı, sütlü ve aromalı kahveye doğru ilerletiyor” diye ekliyor.

(Starbucks’ın İstanbul, Türkiye’deki Narmanlı Han mağazası, Fotoğraf: Starbucks EMEA’nın izniyle)
Cenk Girginol, “Geleneksel kahvehanelerin yeni kafe konseptleri yüzünden sıkıntı çektiğine inanmıyorum. Aksine uluslararası oyuncular Türk kahvesini menülerine dahil ederek tüketimin artmasını ve gelişmesini destekliyorlar.”
Girginol, Türk kahvesi ihracatının 2023’te 400 milyon dolara yükseldiğini gösteren TÜİK verilerine dikkat çekiyor. “Bu, hem uluslararası hem de yerel kafe ve markaların genel (olumlu) etkisinin bir yansımasıdır” diyor.
Bu rakamlar, özellikle yaşam pahalılığını önemli ölçüde artıran ve tüketici güveninde ciddi bir düşüşe yol açan enflasyonun yükseldiği bir ortamda, Türkiye kahve pazarı için umut verici bir görünüm sunuyor. Ancak zorlu ekonomik koşulların ortasında kahve, Türkiye’de büyüme için güvenilir bir katalizör olarak ortaya çıktı ve bu durum Türkiye’yi hem yurt içinde hem de küresel ölçekte büyümek isteyen kahve işletmeleri için cazip bir pazar haline getirdi.
Kahve, en azından şimdilik Türkiye’nin ekonomik sıkıntılarından etkilenmez gibi görünüyor ve asırlık geleneklere dayanan ve yenilikçiliğe olan artan ilginin ileriye doğru ittiği bir pazarda gelişmeye devam ediyor.
(İstanbul sokaklarında geleneksel Türk kahvesi servis ediliyor, Fotoğraf: Viktor Solomonik)
Kaynakça: 

İyi bir yıl dilerim.