Haberler

5 YIL İÇERİSİNDE COFFY’Yİ 500 NOKTAYA TAŞIYACAĞIZ

“5 YIL İÇERİSİNDE COFFY’Yİ 500 NOKTAYA TAŞIYARAK TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK 2 KAHVE MARKASINDAN BİRİSİ OLACAĞIZ’’

COFFY, İYİ KAHVEYİ EKONOMİK FİYATLARLA DAHA HIZLI ŞEKİLDE FAZLA İNSANA ULAŞTIRMAYI HEDEFLİYOR… SLOGANLARI İSE ŞÖYLE: “BİZ UCUZ DEĞİLİZ, RAKİPLERIMİZ PAHALI…”

Aslan Saranga, Domino’s Pizza’nın kurucusu olmakla kalmamış, 25 yıldır bilfiil her noktasında çalışmış. Markanın şu anda 800’e yakın restoranı var. “Tabii büyük bir takım ve altyapı var orada. Dolayısıyla büyük bir tecrübe ediniyorsunuz. Hızlı servis restorancılığında teknolojik altyapı, lojistik gibi birçok detay var. Tüm bunları kurabilmek de senelerce sürüyor” diyen Aslan Saranga, o olgunluğa ulaştıklarında kendi markalarını kurmak istediklerine karar verdiklerini vurguluyor. Coffy markasının doğuşunu ise şöyle özetliyor: “Özellikle bu konuda araştırmalar yapmaya başladık. Yaptığımız araştırmalarda kahve pazarının Türkiye’de çok büyük bir geleceği olduğunu gördük. Pazarda farklı bir şekilde kendi know-how’ımızı kullanarak büyüyeceğimizi düşündük ve 2019 yılında ilk Coffy’yi Kadıköy’de açtık.

 

Domino’s’ların dünya geneline baktığımızda, Coffy uygulaması ilk kez Türkiye’de mi hayata geçirildi?

Coffy bizim bulduğumuz, kendi içimizde yarattığımız bir marka. Bir Türk markası, yani ve ilk defa Türkiye’de uygulanıyor.

 

Coffy’nin diğer kahve marklarından farklı yönleri ve özellikleri neler?

Biz Coffy’yi yaratırken tabii ki Starbucks vb. gibi çok ünlü markalar vardı sektörde. Özellikle espresso bazlı kahve dediğimizde aklımıza gelen markalar herhalde bu 10-15 senede Türkiye’de çok hızlı bir şekilde büyüdüler. Biz de şöyle düşündük: Genelde birçok kahve markası birbirinin kopyası, yani değişik bir versiyonu, sadece imajları biraz farklı. O zaman bizim çok farklı olmamız lazım dedik.

Üç tane konu seçtik kendimize; öncelikle farklılaşma konusunda dijitalleşme ön planda olacak. Yine Domino’s’tan gelen dijital altyapı know-how’ımızı kahve işine koyalım dedik ve kahve işinde de böyle bir ihtiyaç olduğunu gördük. İkincisi tek fiyat prensibi. Üçüncüsü de daha smart, yani sade ve akıllı bir kahve noktası oluşturalım dedik. Hatta beşinci jenerasyon bir kahve zinciri mantığı ile yola çıktığımızı söyleyebilirim.

Peki tüm bunlarda amacımız neydi? Artık kahve özellikle beyaz yakalıların yaşadığı her yerde var. Örneğin gençlerin, üniversitelilerin bulunduğu ortamlarda… Kahve esasında her gün içilen bir içecek olduğu için pahalı olmaya başladı. “Biz rakiplerimizden ucuz değiliz, rakiplerimiz çok pahalı” diye bir sloganımız var. Böylece üniversitelere yakın yerlerde, kampüslerde yer almaya karar verdik. Alanımız çok büyük olmasa da beyaz yakalıların, tüm ofis çalışanlarının rahatlıkla gelebileceği, kahve bütçelerini yarıya indirebilecekleri ve çok hızlı hizmet alabilecekleri bir model yarattık. Daha asansörden inerken siparişinizi verebiliyor ve hiç beklemeden kahvenizi alıyorsunuz. Farklı bir müşteri deneyimi sunuyoruz. Bence Türkiye’nin ihtiyacı olduğunu da düşündüğümüz için çok hızlı bir şekilde büyüdük. Şu anda 40 Coffy noktasına ulaştık.

 

Türkiye kahve pazarında hedefiniz nedir, neyi amaçlıyorsunuz?

Tüm hedeflerimiz çok net. Biz bu sene sonuna ve önümüzdeki sene ortasına kadar Türkiye’nin ilk 3 kahve markasından biri olacağız. 2028’deki hedefimiz, 500 Coffy noktasına ulaşmak. Ve de Türkiye’deki en büyük iki kahve markasından biri olacağız. Bizim hedefimiz Türkiye’den çıkan özgün bu kahve markasını dünyaya açmak. Yani bu 5 senin içinde 500 dükkâna ulaşacağız ve dünyaya açılmaya başlayacağız.

 

Kafeler artık bir sosyalleşme alanı, sadece kahveyle kalmıyor, kahve yanı eşlikçiler de var. Coffy konseptini oluştururken eşlikçilerde de bir ürün gam oluşturdunuz mu?

Yine aynı sloganı söylüyoruz: Onlar çok pahalı, biz daha uygun fiyatla aynı ürünleri, hatta daha kaliteli ürünleri, çok uygun fiyatlarla gençlerimize, öğrencilerimize, beyaz yakalı çalışanlara sunabiliyoruz. Bugün sandviçten diğer eşlikçilere geniş bir ürün yelpazemiz var. Ancak bunları yapmak kolay değil. Arkasında 25 senelik bir tecrübe ve güçlü bir takım bulunuyor. Biz buraya inovasyon merkezi diyoruz. Sürekli yemek üzerine inovasyonlar ve araştırmalar yapıyoruz. Bu konuda iddialıyız. Müşterilerimizin bizden ne istediğini anlamaya çalışıyoruz. Menümüzde kek ve tatlı çeşitleri var. Şimdi yeni bir içecek türü olan bubble başladı ve mağazalarımızda çok ilgi görüyor.  Yani özetle bir kahve restoranında görmek istediğiniz ürünün her türlüsünü hem daha lezzetli hem de daha uygun fiyata Coffy’lerde görebilirsiniz.

Espresso bazlı kahve pazarı çok hızlı büyüyor Türkiye’de. Bizim kahve kültürümüz aslında yüzyıllara dayanıyor. Espresso bazlı kahveler Starbucks’ın gelmesiyle Türkiye’de popüler oldu ve büyüyor. Ama ben bunu pizza sektöründe de görmüştüm. Hâlâ belli başlı büyük şehirlerde ve ana noktalarda sürdürülen bir keyif söz konusu. Üst ekonomik seviyedekilere hitap ediyor. Biz bunu tüm Türkiye’ye yayacağız. Kahvenin ille de belli başlı noktalarda ve çok büyük metrekarelerde tüketilmesine gerek yok. Düşük gelir seviyesinde olan insanlara da bunu sunmak istiyoruz. Bizim gözlemimiz şu: Türkiye’de genç nüfus çok kalabalık. Maalesef ülkemiz ekonomik alanda çok fazla dalgalanmalar yaşıyor. İnsanlarımızın gelir seviyesi istenen düzeyde değil ama bizim insanımız Batı’ya çok açık. İyi, güzel bir hayat yaşamak isteyen, deneyimlere ve yeniliklere açık insanlar. Aslında sadece Batı meselesi de değil, dünya değişiyor. Ve bizim insanımız da bu değişen dünyadaki yerini almak istiyor. Ben böyle özetliyorum. Evlere serviste de böyle oldu. Kahvede de böyle oluyor. Buna esasında food’un demokratikleştirilmesi diyebiliriz. Bugün sufle gibi, normalde üst düzey gelir seviyesine yönelik bir restoranın menüsündeki ürünü biz 25-30 liraya satabiliyoruz.

 

Türkiye kahve pazarı bugün Batı Avrupa’nın 7’de biri, Amerika’nın 7-8’de biri düzeyinde bir pazar hacmine sahip. Önümüzdeki zaman diliminde bilhassa zincir kafelerin de Anadolu’ya açılmasıyla, öncelikli olarak üniversitesi olan kentlerden başlayarak pazar giderek büyüyecek. Minimum 25 yılda ciddi bir şekilde büyüme potansiyeli olan bir pazardan söz ediyoruz. 

Evet, çünkü burada motivasyon yalnızca yemek, kahve içmek değil, insanlar sosyal yaşıyor. Yani oturacakları, sohbet edecekleri yer arıyor. İstanbul çok pahalı oldu. Bir yerde oturup çay içseniz bile dünyanın parasını veriyorsunuz. İşte biz bu ekonomik opsiyonu sunacağız insanlara.

 

“KAHVE TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI GÜN GEÇTİKÇE ARTACAK. İNSANLAR DAHA KOLAY VE UYGUN FİYATA ULAŞABİLDİKLERİ, DAHA RAHAT SİPARİŞ VEREBİLDİKLERİ YERLERİ TERCİH EDECEK. ONLINE SİPARİŞ, EVLERE SERVİS HİZMETLERİ ÇOK HIZLI BÜYÜYECEK. EVLERDEN VERİLEN KAHVE SİPARİŞLERİ CIROMUZUN YÜZDE 20-25’İNE DENK GELİYOR.”

 

Peki, Türkiye’de kahve pazarının geleceğini nasıl görüyorsunuz? Gelecekte pazar nereye doğru evrilir?

Bizim koyduğumuz tarafa doğru daha çok evrildiğini hep beraber göreceğiz. Yani Türkiye hâlâ çok büyük bir pazar. İngilizlerin, Amerikalıların bir söz var: “Moment Pup Shops…” Hâlâ pazar çok büyük. Kahve tüketim alışkanları bence artacak. İnsanlar daha kolay ve uygun fiyata ulaşabildikleri, daha rahat sipariş verip alabildikleri yerleri tercih edecek. İstanbul, Ankara ve İzmir’de değişen yemek kültürü, aslında Anadolu’da da birçok noktada artık değişti. Hamburgerinden pizzasına bütün markalar Türkiye’ye yayıldı. Bu durum, kahve için de geçerli olacak. Henüz kahvede tam anlamıyla gerçekleşti denilemez. Online sipariş, evlere servis hizmetleri çok hızlı büyüyecek. Kahvenin evlere servisi yoktu veya çok azdı, şimdi kahve de evlere servis ediliyor. İnsanların evinde espresso ve filtre kahve makineleri var diye düşünüyorsunuz ama öyle değil işte. Bizim ciromuzun yüzde 20-25’ine denk geliyor evlerden verilen kahve siparişleri. Aileler küçülüyor, dışarıda tüketim alışkanlığı daha da artıyor. Bu süreç bir şekilde devam edecek.

 

Peki, Coffy’nin uluslararası pazarlara açılma gibi bir stratejisi var mı?

Evet, var. Ben 25 sene boyunca özellikle uluslararası markalarla çok haşır-neşir oldum. Bunun sonucunda da neden bu kadar başarılı olduklarını anladım. Yani bu işe baktığınız zaman Türkiye’nin pidesi, köftesi, döneri saymakla bitmez. Her şehrinde en az 10 tane değişik ürün çıkarırsınız. Dünyada olmayan güzel ve lezzetli ürünlerimiz var. Ürün tabii ki çok önemli. Fakat bu tip işlerde başarılı olmak; çok sistemli, süreç odaklı, marka yönetmeyi bilerek hareket etmek gerekiyor ve çok ciddi bir altyapıya ihtiyaç var. İşte bizde tüm bu unsurların oluştuğunu düşünüyorum.

Dünyada herhangi bir fast-food restoranı veya bir kafe zincirine gittiğinizde olması gereken tüm know-how, bizim şirketimizde var. Bu konuda çok iddialıyız hatta en iyilerinden biri olduğumuzu düşünüyoruz. Konsept kendini ispatladı. X bir marka başka bir ülkede başarılı oluyorsa biz neden olmayalım? O yüzden ilk önce kendi ülkemizde başarılı olmak istiyoruz. Daha ülkende kendini ispatlamadan başka bir ülkeye gitmek büyük hata. Biz kendimizi ilk önce burada ispatlayacağız. Ama muhakkak yurt dışında bir yerde de Coffy markasını açarak başlamak istiyoruz. Bizimki uzun bir yol…

Coffy yolculuğu bizi de değiştiriyor. Çünkü biz bir şey hayal ettik ama bu başka bir şeylere de evriliyor. Coffy’deki en büyük mutluluğumuz tek fiyatlı oluşu ve Coffy’nin değerlerinin kendi kendine oluşması.